Hamilelikte kaygıyla başa çıkmak: Sabır, tevekkül ve dua
Kaygı hamileliğin doğal bir parçası; ayetler, dualar ve tedbirle onu nasıl hafifletebilirsin?

"Bebeğim iyi mi?", "Doğumda ne olacak?", "İyi bir anne olabilecek miyim?" Gece yatağa uzandığında bu sorular dönüp duruyorsa yalnız değilsin. Kaygı, hamileliğin en çok konuşulmayan ama en yaygın hislerinden biri. Bu yazıda kaygının normal olduğunu kabul edip onu hafifletecek manevi ve pratik yolları birlikte arayacağız.
Kaygı duymak zayıflık değil
Önce şunu bilmeni istiyorum: Kaygılanmak imanının eksik olduğu anlamına gelmez. Allah, Hz. Mûsâ'nın annesine "Korkma, üzülme!" diye seslenmiştir; demek ki korku ve üzüntü bir peygamber annesinin bile kalbine uğramıştır. (Kasas Suresi, 7. ayet) Hz. Meryem doğum sancısında "Keşke bundan önce ölseydim" diyecek kadar zorlanmış, Allah ona "Üzülme!" buyurmuştur. (Meryem Suresi, 23-24. ayetler)
Kaygı bir duygudur; duygular gelir ve gider. Mesele onu hiç hissetmemek değil, onunla ne yaptığındır. Resûlullah'ın en çok okuduğu dualardan biri şuydu: "Allah'ım! Tasadan ve üzüntüden, âcizlikten ve tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten, borç altında ezilmekten ve insanların baskısından sana sığınırım." (Buhârî, Deavât) Tasadan sığınmak, tasanın insanî olduğunu kabul etmektir.
Sabır ve namazla yardım dile
Kur'an kaygılı kalbe iki dayanak gösterir: "Ey iman edenler! Sabır ve namazla yardım dileyin. Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir." (Bakara Suresi, 153. ayet)
Sabır, dişini sıkıp katlanmak değildir. Sabır, bu anın geçici olduğunu bilerek bugünün yükünü yalnızca bugün taşımaktır. Yarının doğumunu bugünden yaşamaya kalkarsan iki kat yorulursun. Namaz ise günün içinde beş kez durup nefes aldığın, "ben bu işin sahibi değilim" dediğin küçük sığınaklardır. Ayakta zorlanıyorsan otur; önemli olan durmak ve yönelmektir.
Allah'ın seni ne kadar iyi tanıdığını da unutma: "Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden fazlasını yüklemez." (Bakara Suresi, 286. ayet) Bu hamilelik senin omuzlarına verildiyse, taşıyabileceğin içindir.
Tevekkül tedbiri dışlamaz
Tevekkül en çok yanlış anlaşılan kavramlardan biri. Bir sahâbî Resûlullah'a "Devemi bağlayıp mı tevekkül edeyim, yoksa salıverip mi?" diye sormuş; Resûlullah "Önce bağla, sonra tevekkül et" buyurmuştur. (Tirmizî, Sıfatü'l-kıyâme)
Senin "deveni bağlaman" şudur: Kontrollerine düzenli git, hekiminin ve ebenin söylediklerine uy, testlerini yaptır, sorularını sor. Bunlar tevekküle aykırı değil; tevekkülün ta kendisidir. "Dua ediyorum, bir şey olmaz" diyerek muayeneyi aksatmak tevekkül değildir. Resûlullah "Allah, şifasını da yaratmadığı hiçbir hastalık vermemiştir" buyurarak tedaviye yönelmeyi teşvik etmiştir. (Buhârî, Tıb)
Tedbiri aldıktan sonra kalan kısım Allah'a aittir: "Kim Allah'a tevekkül ederse O, ona yeter." (Talâk Suresi, 3. ayet) Bu ayet "sen her şeyi kontrol etmek zorunda değilsin" demektir. Elinden geleni yaptın; gerisini işi en iyi bilene bıraktığında kalbin hafifler.
Ruh sağlığı desteği almak da tedbirdir
Bazen kaygı, dua ve sabırla hafiflemez; uykunu, iştahını, günlük hayatını bozmaya başlar. Sürekli ağlama, hiçbir şeyden zevk alamama, nefes darlığıyla gelen panik anları yaşıyorsan bu, imanının zayıf olduğu anlamına gelmez; bedeninin ve zihninin yardım istediği anlamına gelir.
Böyle bir durumda hekimine, ebene veya bir ruh sağlığı uzmanına başvurmak dinen de doğru olandır. Diyanet'in de vurguladığı gibi, hastalık için doktora gitmek nasıl tedbirse ruhsal zorlanma için uzmana gitmek de aynı tedbirdir. Deveyi bağlamak burada da geçerli. Namaz kılan, dua eden bir anne pekâlâ bir psikologdan da destek alabilir; ikisi birbirinin yerine değil, yanına konur.
Kaygın seni aşıyorsa lütfen bunu kimseden saklama. Eşine söyle, hekimine söyle. Yardım istemek sabırsızlık değil, akıldır.
Zorlukla beraber kolaylık
Son olarak Kur'an'ın en teselli edici ayetlerinden birini hatırla: "Şüphesiz zorlukla beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten, zorlukla beraber bir kolaylık vardır." (İnşirâh Suresi, 5-6. ayetler)
Ayet "zorluktan sonra" demiyor, "zorlukla beraber" diyor. Yani kolaylık, zorluğun bitmesini beklemiyor; onun içinde saklı. Bulantının içinde bebeğinin büyüdüğü bilgisi var. Uykusuz gecenin içinde onu hissetmenin sevinci var. Kaygının içinde de sana onu ne kadar sevdiğini gösteren bir işaret var.
Resûlullah'ın tavsiye ettiği afiyet duasını diline dolayabilirsin: "Allah'ım! Senden dünyada ve ahirette afiyet dilerim." (Ebû Dâvûd, Edeb; İbn Mâce, Dua) Resûlullah, Allah'tan istenecek en hayırlı şeylerden birinin afiyet olduğunu söylemiştir. (Tirmizî, Deavât)
Bugün yapabileceklerin
Kaygı geldiğinde elini karnına koy, üç derin nefes al ve "Hasbünallâhu ve ni'me'l-vekîl" (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir) de. (Âl-i İmrân Suresi, 173. ayet)
Bir sonraki muayenene kadar sormak istediğin soruları bir kâğıda yaz; sormak kaygıyı küçültür.
Her akşam o gün yaşadığın tek bir kolaylık için "Elhamdülillah" de.
Kaygın günlük hayatını bozuyorsa hekimine söyle ve uzman desteği iste; bu da bir tedbirdir.
Şu duayı kendi sözlerinle tekrarla: "Allah'ım! İçimdeki kaygıları sana bırakıyorum. Bilmediklerimi sen bilirsin, göremediklerimi sen görürsün. Kalbime tevekkülün huzurunu yerleştir."
Kaynaklar
Kur'ân-ı Kerîm: Bakara Suresi 153, 286; Talâk Suresi 3; İnşirâh Suresi 5-6; Kasas Suresi 7; Meryem Suresi 23-24; Âl-i İmrân Suresi 173
Buhârî, Sahîh, Deavât (tasa ve üzüntüden Allah'a sığınma duası)
Tirmizî, Sünen, Sıfatü'l-kıyâme ("Önce bağla, sonra tevekkül et")
Buhârî, Sahîh, Tıb ("Allah, şifasını da yaratmadığı hiçbir hastalık vermemiştir")
Ebû Dâvûd, Sünen, Edeb; İbn Mâce, Sünen, Dua (afiyet duası)
Tirmizî, Sünen, Deavât (af ve afiyet isteme)
TDV İslâm Ansiklopedisi, "Tevekkül" ve "Sabır" maddeleri (islamansiklopedisi.org.tr)
Diyanet İşleri Başkanlığı, Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü, "Tevekkül" konulu yayın (dinhizmetleri.diyanet.gov.tr)
Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır; dinî konularda güvendiğin bir hocaya, sağlık konularında hekimine danış.
Bunlar da İlginizi Çekebilir
Bu İçeriği Paylaş